Alemdar Gemisi, 91 sene önce bu gece, Kuvayi Milliyet Hareketi'ne katılmak için 8 denizci tarafından İstanbul İstinye'den kaçırılmıştı. Büyük zorluklara göğüs gerdikten sonra Ereğli'ye ulaşan geminin serdümeni Recep Kahya ise Kurtuluş Savaşımız'ın ilk ve tek denizci şehidi olarak tarihteki yerini aldı.
İŞTE ALEMDAR VE KAHRAM DENİZCİLERİN YAŞADIKLARI
Alemdar, Osmanlı´nın Avrupa´ya tanıdığı kapitülasyonların verdiği yasal haklar çerçevesinde Marmara Denizi ile Boğazlar çevresinde Denmark adı altında kurtarma hizmetleri yapıyordu.
Birinci Dünya Savaşı başladığında karasularımız dışında kalan tüm gemilerimize müttefikler tarafından ambargo konulması üzerine Marmara ve Boğazlar'daki yabancı bayraklı gemilere de 8 Kasım 1914 tarihinden sonra ambargo koyduk. Bunlar içerisinde Denmark Kurtarma Gemisi de vardı.1915 Mayısı'nda adı Alemdar olarak deiştirildi ve Türk Bayrağı çekilerek, Türk Seyri Sefa-in Şirketi adına aynı bölgede kurtarma görevine devam etti.
Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminde mağlup duruma düşmemiz üzerine savaşla geçilemeyen boğazlarımızdan Sevr antlaşması ile geçen müttefik devletler donanmamızı Haliç´te demirletip mürettebatını terhis ettirerek harp gemilerimizi çürümeye terk ettirmişlerdi. Elde kalan muharebe gücü olmayan gemilerimiz ise müttefik donanmasının izin verdiği kadar seyir ve sefer yapabiliyordu.
KARAYA OTURAN TİRİMÜJGAN
Milli Mücadele'nin bayrağını ilk açan Mustafa Kemal Paşa da elimizde kalan ve müttefiklerin işe yaramaz gözü ile baktıkları Bandırma gemisi ile 19 Mayıs 1919'da İstanbul´dan Samsun´a varıp bağımsızlık mücadelesinin ilk adımını atmıştı. Bu sıralarda Alemdar, tarihin kendisine yükleyeceği görevlerden habersiz Marmara ve Boğazlar çevresinde kendisine verilen görevleri yürütüyordu.Ta ki Osmanlı Donanması'nın nakliye gemisi 1883 yapımı 3900 tonluk Tirimüjgan vapurunun Karadeniz'de Kızılırmak ağzında karaya oturması ve Alemdar´ın onu kurtarmak için görevlendirilmesi tarihi bir olayın gerçekleşmesi için hiç bilinmez bir başlangıç ve bahane oldu.
Alemdar, kurtarma çalışmalarını yaparken barınma ve ikmal ihtiyaçları için sık sık geldiği Samsun'da Mustafa Kemal Paşa'nın ateşlediği Samsun´lu Kuvayi Milliyeci Ömer Karataş ve arkadaşlarının Alemdar'ın kaptan ve çarkçıbaşısı ile yaptıkları çeşitli moral toplantılarında gemiyi Milli Mücadele'nin içine çekebilmek için onun kaçırılması lazım geldiğini anlatarak Alemdar zabıtanın dan çok gizli olarak söz alırlar. Zira Trabzon ve Samsun'a Novarosiyk'den gelen harp malzemesini küçük takalar, motorlar çekiyordu, halbuki Bizim daha büyük miktarlarda malzemeye ihtiyacımız vardı onu da ancak Alemdar gibi hızlı, denizci tekneler çekebilir; yük çekenlere öncülük, koruma ve kollama işlerini yapabilirdi.
ALEMDAR´IN EREĞLİYE KAÇIŞI
Tirimüjgan'nın kurtarma işi hava muhalefeti sebebiyle zorlaşınca sökülmesi kolay önemli ve değerli parçaları sökülerek Alemdar´a yüklenir ve İstanbul´a dönülerek İstinye önlerinde demirlenir. Çarkçıbaşı Üsküdar'lı Osman Bey kaçırma planını Trabzonlu Süvari Osman Bey'e açar. O da bu fikri kabul eder. 7 kafadar denizci gemiyi kaçırmaya hazırlanmaktadır. Gemide kalan 8. kişi Musevi vatandaş olan gayrı Müslim Kamarot Avram Efendi'den şüphelenirler ve onu kamarasına hapsederler. Personel izine çıkarılmıştır. Artık firar için müsait bir zaman kollanmaktadır.
Alemdar'da kıç sancak arya edilmiş, hava karardığı için baş ve kıç fenerler yakılmış, Ateşçi Göreleli Yusuf kazanı fayrap etmektedir. Zaten Alemdar kurtarma gemisi olduğu için devamlı sitim üzerinde bekletilmektedir. Bu durumdan dolayı karakol gezen müttefik gemileri şüphelenmezler.
Şiddetli Yıldız Karayel bacadan çıkan dumanı dağıtıyor, ateşçi bacadan kıvılcım ve ateş çıkmaması için azami gayret gösteriyordu. Artık kazan tam sitim tutmuş harekete hazır hale gelinmiştir. Güverte nöbetçisi devamlı etrafı kollamakta diğerleri ise salonda kaçış ve seyir planlarını yapmaktadır. Milli Mücadele'ye kaçış zamanı gelmiştir. Gemide kalan 7 kahraman denizci Karadeniz'de olan çok şiddetli fırtınayı da fırsat bilerek 5 Şubat 1921 gecesi saat 24.00'ü gösterirken, "Vira Bismillah" diyerek demir alırlar.
Boğaz'da karakol yapan müttefik gemilerin arasından geçerken megafonla sorulan sorulara, "Batmakta olan bir gemiye yardıma gidiyoruz" diyerek işaretleşip aldatarak boğazdan çıkarlar. Dışarıda müthiş bir fırtına vardır fakat Alemdar 12 Mil olan süratini ateşçinin gayretiyle zaman zaman 14 Mil'e çıkartarak yol alırken dalgalarla boğuşmaktadır. Serdümen Recep Kahya Boğaz çıkışından üç mil açıldıktan sonra 085 rotasına gelerek dümen tutar.
Rota artık Ereğli'dir.
Çarkçı Osman Bey'in gözü hep boğaz tarafındadır.Boğazdan çıkıp onları yakalamak isteyecek düşman donanmasını gözlemektedir. Serdümen Recep Kahya'nın da gözleri ileride Ereğli Ölüce Feneri'nin ışıklarını gözlemektedir. Ölüce Deniz Feneri kuvvetli bir fener olup 15 deniz mili mesafeden görülür. Zaten Boğaz çıkışı ile Ereğli arası 100 Mil'dir.
Çarkçı Osman Bey Ereğli rotasına girildikten sonra Kamarot Avram'ın kamarasını açar, Milli Mücadele'ye katılma yemini yaptırarak serbest bırakır. Avram da Milli Mücadele'ye katılma şerefine personele kahvelerini yapar. Ereğli'ye varıldığında, Avram Kelimeyi Şahadet getirip Müslüman olacaktır.
Ertesi sabah saat 08.00 sıralarında Ereğli´ye varılır. Ereğli kraliçe şehirdir. Bu şehir binlerce yıldır denizci toplumların yaşadığı bilinen tarihi, milattan 3000 yıl öncesine giden doğal bir liman kentidir. Batı rüzgarları dışındaki rüzgarlara karşı, Baba Burnu tarafından korunan Ereğli Körfezi'nde Antik çağlarda yapılmış o çağlara göre çok büyük bir mendirek de vardır, günümüzde ise doldurulmuş ve balıkçı barınağı olarak kullanılmaktadır)
Ereğli halkı denizcidir. Ereğli'de Alemdar'a katılacak denizci bulmak kolaydır. Ereğli, Kandilli Kömür Ocakları'nın yükleme limanıdır. Bu nedenle Alemdar, yakıt bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Bu arada, Ereğli'nin düşman işgalinden çarpışarak kurtulan ilk ilçemiz olduğunu da hatırlatalım.
Ereğli'de Ortaokul Müdürü Nimet Hoca yönetiminde kurulmuş ve faaliyet gösteren Müdafayi Hukuk teşkilatı vardır. Akmanoğlu Raşit Bey başkanlığında belediye teşkilatı,Yüzbaşı Nazmi Bey yönetiminde liman başkanlığı, Yüzbaşı Şükrü yönetiminde Askeri Polis ve Bahriye Müfrezesi ile Milis kuvvetleri vardır. Ereğli postanesi telefon ve telgraf hatları ile ana merkezlere bağlıdır. Tüm birimleri ile Mustafa Kemal Hükümeti'ne bağlı Necati Bey yönetiminde Kaymakamlık teşkilatı bulunmaktadır.
Alemdar'ın gelişi telgraf ile Kastamonu ve Bolu'ya bildirilir.
Ölümü göze alarak Alemdar'ı kaçıran 7 denizcimizin isimleri şöyledir:
1. II .Çarkçı Üsküdarlı Osman Efendi
2. III. Çarkçı Trabzonlu Hikmet Efendi
3. Güverte Lostromosu Üsküdarlı Ali Reis
4. Serdümen Trabzonlu Rıfat Reis
5. Güverte tayfası, serdümen ve sonra kaptan Rizeli Recep Kahya
6.Ateşçi Göreleli Yusuf
7.Kamarot Erzincanlı Salih'dir (Avram)
ALEMDAR'IN TRABZONA HAREKETİ
Alemdar, Karadeniz Ereğli'ye geldikten sonra Trabzon'a hareket etmek için personel, kumanya ve yakıt ikmali yapmıştır. Kumanya ikmali ile personele 10'ar lira harçlık Nimet Hoca yönetimindeki Ereğli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti'nce sağlanmış, ayrıca limandaki bir yelkenliden 80 ton kömür yüklenmiştir.
ANKARA HÜKÜMETİNE VERİLEN İLK RAPOR.
Şifreli telgraf şb-1 24-1-1337 2926-100 Milli Müdafaa Vekaletine.
İstanbul da Alemdar Tahlisiye Vapuru'nun Üçüncü Çarkçısı Osman Efendi marifetiyle Ereğli Limanı'na geldiği ve bazı nevakısı bulunduğu ve Ereğli Limanı'nda kaldıkça tehlikeden azade bulunamayacağı ve nevakısın ikmali için Ereğli Kaymakamlığı'na emir verildiği, Zonguldak mutasarrıfı tarafından şimdi bildirildi. Cevaben Alemdar'ın ikmali nevakısiyle kendini saklayabilirse Bartın Limanı boğazına kabil değilse, Sinop'a gidip emre intizar etmesi cevaben bildirildi. Bu husustaki emri vekâlet penahilerine muntazır olduğumu arz ederim.
Kastamonu ve Bolu H.K
Mirliva Muhittin ( Atatürk'ün Harbiye'de iken Fransızca ve Askerlik öğretmenidir)
Bu raporu alan Milli Müdafaa Vekâleti aşağıdaki emri vermiştir.
24 tarih 2926 – 100 tele cevaptır. Kastamonu ve Bolu havalisi K. 5939 – 94 – 133
Ereğli'ye gelen Alemdar Tahlisiye Vapuru'nun nevakısının süratle ikmali ve hemen Trabzon Liman Riyaseti emrine hareket ettirilmesi hususunda Ereğli liman Reisliğine emir verilmiştir. 26.1.1337 (1921)
Müdafaayı Milliye Vekili
Namına KAZIM
Bu emirler üzerine eksikleri tamamlanan Alemdar gemisine Ereğli(den katılan 13 kahraman denizciyi, Ereğli Liman Reisi Nazmi Bey seçip tayfa olduklarını bildirmiştir. Onlardan vatan için vazife beklendiğini belirten bir konuşma yaparak yüreklendirmiş, hepsini öperek gemiye selavatlamıştır. Zaten bu yiğit adamların çoğu 1.Dünya Savaşı'nda denizde ve çeşitli cephelerde çarpışarak görev yaptıktan sonra ordumuzun dağılması ile terhis edilerek Ereğli'ye dönmüşlerdir. Bu 13 kahraman denizcinin isimleri ise şöyledir:
1-Üsteğmen Ali Dursun (Askeri Polis Teşkilatı'ndan katıldı)
2- Hasan Canver
3- Yakup Tofta
4- Fikri Ulusulu
5- Çırakların Hilmi
6- Çekirge oğlu İsmail
7- Tefik Tetik
8- İstanbullu Reşat
9- Hacı Yakup'un Tahsin
10- Tahsildar Hasan
11-İstanbullu Ömer
12-Orta Köy'den ŞABAN
13- Ketenciler Köyünden TAHİR
Gemi Trabzon'a hareket hazırlıkları yaparken Alemdar'ı İstanbul'dan kaçıran Çarkçı Osman Efendi hastalanarak hastaneye kaldırıldı. Bunun üzerine gemiye yeni tayin edilen iki kaptan bir çarkçıbaşı ile gemi personeli 21'e çıktı.
Geminin Trabzon'a hareketinden evvel Ereğli dışından gemiye katılan ve tarihi çarpışmada görev yapan zabıtan listesi ise şöyleydi. (İlk üç İstanbul'dan kaçışta yer almamıştı)
1 - 1. Süvari: İsmail Hakkı Kaptan (Emekli Gedikli Zabit)
2 - 2. Süvari: Üsteğmen Ali Dursun Tevetoğlu (Ereğli Askeri Polis Teşkilatı)
3 - Çarkçıbaşı: Beykozlu Önyüzbaşı Adil Bey
4 - 2. Çarkçı: Hikmet Efendi
5 - Serdümen: Recep kâhya
6 - Serdümen: Rıfat Reis
7 - Ateşçi: Göreleli Yusuf
8 - Güverte Lostromosu: Ali Reis
9 - Kamarot: Salih (Avram) Efendi
Hazırlıklarını tamamlayan Alemdar, 8 Şubat'ı 9 Şubat'a bağlayan gece saat 03.00'da, "Vira demir" diyerek Trabzon'a doğru yola çıktı.
CASUSLAR İSPİYONLADI
Fakat Ereğli'deki gayri Müslimlerin ve casusların Alemdar'ı bildirdiği Zonguldak'daki Fransız Karadeniz Komutanlığı, emrindeki C–27 Gambot'u Alemdar'ı yakalamak üzere görevlendirdi.
Gambot, Ölüce Feneri arkasında Çayağzı Mevki'inde pusuya yattı ve tüm ışıklarını söndürerek beklemeye başladı. Alemdar, limandan çıkıp Ölüce Feneri'ni dönüp Amasra rotasına girdiğinde, tüm ışıklarını yakarak yulunu kesip megafonla durmasını bildirdi. Alemdar'a asker çıkartarak kumandayı ele alıp Zonguldak istikametine hareketd geçtiler. Fransızlar, gemiyi Zonguldak Limanı dışında demirleterek mevcut silahlarını aldılar. Bu arada yalnızca süvari ve çarkçıbaşı tabancalarını saklama olanağı bulmuşlardı. Zonguldak'daki aramadan sonra Fransız Yüzbaşı Tilli komutasında 4 asker gemiye çıktı ve demir aldırarak İstanbul istikametine hareket ettirdi. Peşlerine de emniyet olarak C–27 Gambot takılarak takibe aldı. Bu arada gemideki personel kurtuluş için planlarını yapmışlardı bile. Önce aralarında kavga çıkartacaklar. Fransız askerleri onları ayırmaya gelince de askerlerin silahlarını alıp onları etkisiz hale getireceklerdi.
HORON TEPMEYE BAŞLADILAR
Ereğli'nin 10 Mil açığında güvertede gemiciler kavgaya tutuştular, fakat hiçbir Fransız bu kavgayı ayırmaya gelmedi. Bunun üzerine çarkçıbaşı kavgayı ayırdı ve kavga edenleri güya barıştırıp zaman geçirmeden ikinci planı uygulayarak horon oynamaya başladılar. Bu hareketleri Fransızları şaşırtmıştı. Biraz önce dövüşüyorlardı şimdi ise oynuyorlardı. Kemençenin kıvrak nağmeleri Fransız askerlerin de hoşuna gitmişti. Alemdar tayfasının davetini kabul ederek horona dahil oldular. Aradan birkaç saniye geçmemişti ki süvarinin çaldığı düdükle hareket başladı. 4 Fransız asker anında etkisiz hale getirilmiş, silahları alınmış, elleri bağlanarak Subay Salonu'na kapatılmıştı.
Aynı anda Hasan Canver ile Çarkçıbaşı Beykozlu Adil Bey, Fransız Yüzbaşı'yı hareketsiz hale getirip, harita odasına kilitlediler. Ardından da ani bir manevra ile Alemdar tekrar Ereğli'ye dümen kırdı ve tüm hızıyla ilerlemeye başladı. Bu harekete önce bir anlam veremeyen C-27´nin kaptanı kısa bir tereddütten sonra Alemdar'ın peşine düşerek ikaz mahiyetinde top ateşi açtı. Fakat Alemdar yoluna devam edince iki gemi arasında çatışma başladı. Alemdar'da Fransızlardan alınan iki tüfek, üç tabanca vardır. İki adet de kaptanla çarkçının saklamaya muvaffak olduğu tabanca daha vardı. Fransızlardan alınan tüfekle Çarkçıbaşı Adil Bey C-27'nin topunun ve makineli tüfeğinin başına kimseyi çıkartmıyordu. Daha şimdiden bunların başına geçenlerden üç kişiyi vurmuştu. Bu nedenle, koruganı olmayan topun başına kimse çıkmaya cesaret edemiyordu. C-27 Alemdar'a aborda olarak gemiyi ele geçirmeye çalışsa da açılan ateşle başarılı olamıyordu.
Geminin önünden ardından dolanıp bir sancaktan bir iskeleden yanaşıp ateş açıyor, buna karşılık da Alemdar'daki iki tüfek de elden ele geçirilerek bir sancaktan bir iskeleden C-27 ye ateş açarak karşı koyuyordu. Fransızlar zayiat veriyordu. Bu sırada dümen başında ve açıkta olan Serdümen Recep Kahya kalbinden vurularak şehit oluyor ve Kurtuluş Savaşı'nın ilk ve tek denizci şehidi olarak tarihteki yerini alıyordu. Recep Kahya, yere düşerken dümeni bırakmadığı için gemi yön değiştiriyor, Çarkçıbaşı Adil Bey duruma derhal müdahale ederek gemiyi tekrar düzeltiyor, bu istem dışı manevralar C-27'de bir anlık telaş ve korku yaratıyordu.
EREĞLİ'DEN KAYIKLARLA KOŞAN DENİZCİLER
Bu arada çatışmanın sesleri Ereğli'den duyulmuş ve gemilerin çatışması gözle görülür hale gelmişti. Bir milis müfrezesi derhal hareket ederek hastane altı siperlerinde mevziye girmişti. Gemimiz, Baba Burnu'ndan içeri girince C-27 de peşinden seyrederek kara ile Alemdar arasına girdiği an müfrezeden açılan müthiş bir yaylım ateş altında kaldı. Bu arada Bozhane'den çıkan 5-6 sandal dolusu kahraman da çala kürek C-27'nin üzerine gidiyor ve ellerindeki silahlarla yaylım ateş açıyorlardı. C-27 iki ateş arasında kalmış ve karaya çok yaklaşmıştı. Tornistan ederek geri kaçmaya başladı. Sahilden epey uzaklaşıp ateş menzilinden çıkınca top ateşi açtı. Bbunlardan bir tanesi Alemdar'ın bacasına iki tanesi Devlet Hastanesi'ne isabet ederek hasar verdi. Fakat C-27 mağlup olmuştu. Bir müddet açıkta bekledikten ve gözetleme yaptıktan sonra Zonguldak istikametine dümen kırıp gözden kayboldu. Bu arada Alemdar, Çoban Çeşmesi önlerinde hafiften baştan kara yapıyor. Geminin kaçırılmasını önlemek amacıyla her ihtimale karşı geminin sintine valfları, deniz muslukları, açılıp geminin su alması sağlanarak küpeşteye kadar batırılıp kumluk olan bölgede emniyete alınıyordu.
FRANSIZ ASKERLER JANDARMA KARAKOLU'NDA
Şehit Serdümen Recep Kahya'nın cenazesi, Ereğli halkının neredeyse tamamının katıldığı büyük bir yürüyüş Yalı Caddesi'nden geçilerek Hükümet Meydanı'na getirildi. Buradaki İskele Camisi'nde kılınan İkindi Namazı'nın ardından Şehir Mezarlığı'na defnedildi. Ereğli, Ereğli olalı böyle kalabalık görmemişti.
Bu çatışmada esir alınan, biri subay 5 Fransız askeri, Ereğli'den 30 Kiloterme uzakta olan Çaylıoğlu Jandarma Karakolu'na getirilerek emniyete alınıyor. Konu derhal üst makamlara bildirildi. Böylece Türk ve Fransız makamları arasında yazışmalarla anlaşmaya varma çabaları başlamış oldu.
Fransızlar esirlerini, silahlarını, Alemdarı ve Alemdar tayfasını geri istiyorlardı. Bizim karşı talebimiz ise, "Fransız esirlerin ve silahların geri verilebilmesi ise ancak Fransızların Karadeniz'de dolaşan Türk Bayraklı gemilere dokunmayacağı, arama tarama ve kontrol yapmayacağı garantisini vemesi" idi.
Bu görüşmeler Şubat ayına kadar Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanı Mirliva Muhittin, Milli Müdafaa vekâleti, Erkânı Harbiye, Zonguldak Mutasarrıflığı ile Fransızlar arasında devam eder. Bu arada Fransızlar çok ağır yaptırımlar uygulayacakları yönünde Zonguldak Mutasarrıflığına ültimatom da vermişlerdir.
FEVZİ ÇAKMAK'IN EMRİ
Alemdar olayının sonuçlandığını bildiren Kastamonu ve Havalisi Komutanı Mirliva Muhittin'in Erkânı harbiye ye bilgi yazısı ile Erkânı Harbiye Reisi Fevzi Çakmak Paşa'nın Fransız ültimatomu karşısındaki emirleri aşağıya çıkarılmıştır.
Kastamonu ve Havalisi Kumandanlığına
ANKARA 1–2/2/1921 Şifre Mahlulü Bila 79 nolu paroladır.
Fransız ültimatomu müddeti yarın 2.2.1921 de hitam bulacağından muhtemel her tecavüze karşı tedbiri lazıma ittihazı ile beraber Zonguldak'da Fransızlar aleyhine mukabil hareket icrası için istihzaratta bulunulması ve Zonguldak ta kömür ocaklarına veya mubayaaya memur zabitanımızın Fransızlar eline düşmeyecek surette, hareketleri için kendilerine tebligat icrasını rica ederim.
Erkanı Harbiye Umumi Reisi
Fevzi.
1-2/2/1921 Erkanı Harbiye'ye yazılan emrin raptı 2/2/1921 Muhittin.
Sonunda Fransızlar şartlarımızı kabul etmek zorunda kaldılar. Fransızların İngilizlere darılarak Türklere yönelmelerinin tesirini de inkâr etmemek tarih borcudur. Yalnız Ereğli limanında baştan kara yatan Alemdar´ın yüzdürülerek başka bir tarafa kaçırılmaması hakkındaki Fransız isteğini Mutasarrıf Nusret bey şahsen kabul ederek söz vermiş olduğundan ültimatom müddetinin sona ermesine rağmen bir harekette bulunmamışlardı. Ancak silahlarını da geri alarak denizdeki sindirici güçlerini kurtarmak kaygısına düşmüşlerdi. Erkânı harbiye Riyasetinin 79 sayılı emrinde açıklanan tedbirlerin alınması da bu kaygılarını tazelemişti.
KABOTAJIN İLK ADIMI ATILDI
Bu suretle Alemdar kurtulmuş ve kabotaj haklarımızın ilk adımı atılmış oldu. Kaldı ki yapılan antlaşmada Alemdar'ın baştankara edildiği yerden kurtarılmayacağı belirtilmiş ise de Alemdar, Ereğli halkının, Liman Reisi Nazmi Bey´in Ereğli Müdafaayi Hukukçuları'nın büyük emekleri, cesaretleri, yılmak bilmeyen azimleriyle bulunduğu yerden kurtarılıp yüzdürülmesi ve fırtınalara karşı emniyete alınması, demirlenmesi çalışmaları başlatılmıştı. Bahriye Dairesi Şevket imzalı 17.2.1921 tarih 4379 numaralı emirle Alemdar´ın kurtarılarak emniyete alınması istenmiştir. Liman Reisi Nazmi bey´in nezaretinde Alemdar´ın personeli ve Ereğli halkı çalışarak kuvvetli boşaltma tulumbaları kullanarak gemideki suyu tamamen boşaltıp, Alemdar´ı soluğanlı denizlerde dibi vurmayacak kadar derine alıp dışarıdan temin edilen iki kalyon çapayla demirlediler.
FRANSIZLAR PES EDİYOR
Bir taraftan da Muhittin Paşa ile Fransız amiraller arasında devam eden telgrafla görüşmelere Zonguldak Mutasarrıfı Nusret Bey de görüşmeci olarak Fransız komutanlarla bir fiil görüşerek katılıyordu. Nihayet 17 Şubat 1921 günü Alemdar Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre iade edilecek Fransız esirlerin karşılığında bundan böyle kara sularımızda Türk bayraklı gemilere dokunulmayacak. Alemdar ise Ereğli'de kalacak hareket etmeyecekti. İki taraf arasındaki bu yakınlaşma 20 Ekim 1921 de Ankara antlaşması ile son buldu, bu antlaşma ile Fransa tarafından tanınan TBMM ve Mustafa Kemal Paşa, daha sonra Mudanya ve Lozan ile tüm dünyaca tanınmış oldu.
Alemdar kurtarılmış, personeli ise gizilce çalışarak batık kaldığı günlerdeki izleri silip temizliyor, onu Kurtuluş Savaşımız'ın en önemli lojistik desteklerini sağlayacağı Novorosiyk seferine hazırlıyordu.
M. Kemal Atatürk Ankara antlaşmasını Nutuk'ta anlatmaya şu sözlerle başlamıştır. (Sayfa 620)
"...Efendiler Sakarya muzafferiyetin den sonra,garp ile olan müspet ve neticeli temas ve müsbetimizi,Ankara ihtilafnamesi teşkil eder. Bu ihtilafname, Ankara da 20 Teşrinevvel (Ekim)1921 de imza edilmiştir. Bu hususta mücmel(özetle) bir fikir vermek için, kısa bir izahatta bulunayım; diyerek Ankara antlaşmasının müzakere safahatını,Fransız hükümetinin eski üyelerinden Mösyö Franklin Bouillon ile yaptığı,Hariciye vekili Yusuf Kemal bey ile Fevzi Çakmak Paşanında katıldığı toplantılarda geçen olay ve konuşmaları anlattıktan sonra olayı şöyle bağlar.(13 Haziran 1921 Pazartesi başlayan görüşmeler 20 Ekim 1921 de antlaşma ile sona ermiştir.)
Efendiler, Mösyö Franklin Bouillon ile mühim ve tali mesail üzerine günlerce ve günlerce müdavelei efkârda bulunduk.
Netice olarak birbirimizi fikirleriyle, hisleriyle meslekleriyle anlamak müyesser oldu zannederim. Fakat Fransa hükümetiyle Türk hükümeti milliyeti arasında, kati itilaf noktaları tespit edebilmek için biraz daha zamanın geçmesi zaruri oldu. Neye intizar(bekleme, gözleme) olunuyordu? ihtimal ki,Türk mevcudiyeti milliye sini Birinci ve İkinci İnönü'den sonra daha büyüyecek bir eserle teyit edilmiş olmasına !.. Filhakika, Mösyö Franklin Bouillon ´un kararı katiye iktiran ettirip(kesin karara varıp ulaşıp) imza eylediği Ankara itilafnamesi, Sakarya Melhamei Kübrasından 37 gün sonra, arz etmiş olduğum gibi, 20 Teşrinevvel 1921 de vücut bulmuş bir vesikadır..."
...Bu itilafname ile, siyasi, iktisadi, askeri ila, hiçbir hususta istikbalimizden hiçbir şey feda etmeksizin eczayı vatanımızın kıymetli parçalarını işgalden tahlis etmiş olduk. Bu itilafname ile amali milliyemiz ilk defa olarak düveli garbiyeden biri tarafından tasdik ve ifade edilmiş oldu. (Sayfa 625)
ALEMDAR'IN İKİNCİ TRABZON SEFERİ
29 Haziran 1921'de Ankara'dan Bahriye Dairesi Reisi Şevket (Doruker) Bey, daha sonra yarbay rütbesi ile Lozan Antlaşması'nda Türk delegasyonunda deniz müşaviri olarak bulunacaktı, gizlice Ereğli'ye gelerek Alemdar'ın yeni süvarisi Nuri Pekergin, emekli yarbay, ile gizli bir görüşme yaptı ve şifahi emirlerini şu şekilde verdi.
"Nuri Bey, biz Alemdar'ın Ereğli'den Trabzon'a hareketine alenen emir veremiyoruz. Fransızlarla yaptığımız antlaşma gereği Milli Mücadele'nin sonuna kadar Alemdar Ereğli'de demirli kalacak. Onun için size resmen emir veremiyoruz. Dolayısıyla tüm sorumluğu üzerine alarak Alemdar'ı Trabzon'a kaçıracaksın. Eğer yolda yakalanırsan tüm mesuliyet senin. Fırtınayı bahane edersin. Başka bahaneler bulursun"
Bunun üzerine Şevket Bey ile Süvari Nuri Bey gemide kaçış planlarını yaptılar. Şevket Bey 2 Temmuz 1921'de gemiden ayrılıp motorla İnebolu'ya hareket etti ve oradan da Ankara'ya gitti.
Alemdar sefere hazırlanarak tüm eksiklerini tamamlamak üzere hummalı bir çalışma dönemine girdi, eksikler tamamlandı, Eylül ayı başından itibaren de gemi personeli zorlayıcı sebepler dışında dışarı çıkartılmayıp her an harekete hazır halde beklendi. Geminin yakıt, kumanya ve su ikmalleri gizlice geceleri yapılmıştı. Bunun amacı Ereğli'de bulunan gayri Müslimlerin ve casusların Alemdar'ın bir hazırlık döneminde olduğunu Fransızlara bildirme korkusundan idi. Artık Karadeniz'de çıkacak kuvvetli bir fırtına beklenmekteydi, zira fırtınalı bir havada hareket edilirse düşman gemileri limanlarda bağlı olacağından ve böyle bir havada Alemdar'ın denize açılacağına ihtimal vermeyeceklerdi.
BEKLENEN FIRTINA GELDİ
Nihayet fırtına 24 Eylül 1921 günü başladı. Bu Kestane Karası Fırtınası'ydı ve beklenen de bu idi. Alemdar kazanlarına stim tutturarak geceyi bekledi. Saatler gece yarısını gösterirken bağlı olduğu kalyon çapaları salarak Karadeniz'in fırtınalı denizlerine kendini bıraktı. Bu kaçış Milli Mücadele'ye kaçış idi.
Tüm ışıklarını söndürmüş olan Alemdar, fırtınayla, dalgalarla mücadele ederek sabah çok erken saatlerde Amasra'ya girdi. Gemi demirleyince çok büyük bir süratle siyah olan boyası griye çevrildi, ağaç karkaslı ve branda sarılarak sahte bir baca yapıldı, çift bacalı görünümüne büründürülerek dış görüntüsü tamamen değiştirilmiş oldu.
Gemiye Fransız bayrağı çekildi. Bu bayrak Amasra'daki subay ailelerinin renkli giysilerinden dikildi. Bundan gaye düşman gemileri tarafından tanınmamak ve sağ salim Trabzon'a varmaktı. Alemdar'ın Amasra'ya gelişi Milli Mücadele'ye derhal bildirildi ve cevaben ona ilk görev verildi "Giderken Samsun'a uğrayıp oradaki hasarlı top kamalarını Trabzon'a getirecekti"
Amasra'dan sonra Samsun'a uğrayan Alemdar'a bütün gün beklemesine rağmen fırtına sebebiyle top kamalarını getiremediler. Hava kararınca da süvari, "Vira demir" diyerek Trabzon'a yol verdi.
24 Eylül 1921'de Ereğli'dengizlice gece yarısı harekât eden Alemdar çok kötü hava şartlarında ve maceralı bir yolculuktan sonra Trabzon´a 29 Eylül 1921 günü Alay sancaklarıyla süslenmiş olarak girdi. Dış görünüşü değiştirilmiş Alemdar önce şaşkınlık sonra coşku yarattı. Trabzon halkının büyük bir sevinçle karşıladığı Alemdar'ın gelişinde Tümen ve Vilayet erkanı ile Milli teşekküller ve nakliyatı bahriye kadroları hazır bulundular.
Alemdar ve personeli Trabzon'da birkaç gün dinlendikten sonra Novorosiyk seferine başladı. İkinci İnönü Savaşı'na kadar sayısız sefer yapan Alemdar'a Erkanı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşa'dan gelen tebrik ve takdir telgrafları Alemdar´ın Jurnal defterine de işlenmiştir.
Bu arada Alemdar'a monte edilen topların deneme atışları da yapıldı. Bundan sonra Alemdar, başta Şahin Vapuru olmak üzere Novorosiyk'den harp malzemesi taşıyan gemilere karakol ve kollama görevi yaptı. Bunlardan en önemlisi ise 1300 Ton'luk, silah ve cephane yüklü Şahin Vapuru'nu kestirme ve değişik bir rota ile Samsun'a ulaştırırken Yunanların büyük zırhlısı Averof komutasındaki iki torpidoyu çeşitli denizcilik oyunlarıyla başka rotalara çekmiş ve 7 Haziran 1922'de vapurun yükünü Samsuna ulaştırmasıyla 26 Ağustos 1922'de kazanılan Büyük Zafer'e ulaştırılmasını sağlamıştır. Yunan donanması Karadeniz'de Alemdar'ı ararken Şahin Vapuru yüklediği 21 savaş uçağını da aynı taktikle Samsun'a ulaştırıp, Büyük Zafer'in kazanılmasında önemli rol oynamıştır.
Alemdar'ın Pontus çetecileri ile yaptığı mücadeleler de çok önemlidir. Nurettin Paşa yönetimindeki 20 bin kişilik kuvvet, dağlarda Rum çeteleriyle uğraşırken bu kuvvetlerden kaçarak Romanya ve Bulgaristan'a deniz yoluyla sığınmaya çalışan Abacı Yanko ve Sarıyani çetesini yakaladığı gibi deniz yoluyla kaçan bir çok Pontus çetesini ele geçirip resmi makamlara teslim etmiştir.
Alemdar, büyük zaferden sonra da 1924 - 1959 yılları arasında kurtarma işlerinde sürekli olarak çalıştı. Bu arada 1951 yılında İstanbul Haliç Tersaneleri'nde çok büyük bir bakım geçirdi, kazanları yenilendi, modern kurtarma araç ve gereçleriyle donatılıp çalışmalarına devam etti.
1959 yılı sonlarına doğru hizmet dışı bırakılan Alemdar bir süre tanker dubası olarak kullanıldı. Büyükdere'de kıçtan karaya bağlanmıştı. 1964'de İsi Kurt 1980'de de Aksoy firması tarafından satın alındı. 1982 yılında, sanki düşman ülkenin gemisiymiş gibi müze yapılmak ve gelecek kuşaklara aktarılmak yerine, sökülmek üzere son kez satıldı. Günümüze ondan yalnız bir deniz feneri ve birkaç fotoğrafı kaldı.Tabi bir de Gazi Aemdar'ın kuşaktan kuşağa aktarılan hatıraları.
Kaynaklar:
Askerlik Hatıralarım : Celalettin Orhan
Alemdar Geliyor : TAHSİN Aygün
İstiklal Harbi'nde Bahriyemiz : Deniz Kuvvetleri Komutanlığı