Uludere'de 35 vatandaşın ölümünün ardından başlıyan, "İstihbarat" tartışmalarına son noktayı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel koydu.
Dün Milliyet Gazetesi'nden Fikret Bila'nın sorularını yazılı cevaplayan Özel'in açıklamalarının satır aralarına gömdüğü, "...ABD’nin bölücü terör örgütünün faaliyetlerine yönelik istihbarat, keşif ve gözetleme konularında Türkiye’ye desteği devam etmektedir. Bu destek sınır ötesi (Irak kuzeyi) ile sınırlıdır" ve "Sınır ötesinde vuku bulan olayla (Uludere) ilgili olarak soruşturmayı yürüten savcılık tarafından “Gizlilik” kararı alındığı için sorularınıza cevap veremeyeceğim" cümleleri istihbaratın kaynağını ortaya çıkardı.
Bilindiği gibi daha önce de ABD'nin predatörleri gündeme gelmiş ve hatta İncirlik'e yerleşerek görev başladıkları bildirilmişti. Bu bilgiyi veren Taraf'tan Mehmet Baransu, daha sonra - hedefi şaşırtmak ve sulu bulandırmak için - Uludere istihbaratının ısrarla MİT'ten geldiğini yazarak, "MİT ile TSK'nın ortaklaşa bir operasyon ile kendi vatandaşını öldürdüğünü" ima etmişti. Bunu da, Ankara'daki derin yapının pkkyla mücadeleyi engellemek için yaptığını ileri sürmüştü.
Oysa konu çok basitti.
ABD hükümete, "Ya yeni sivil (!) Anayasa ile bölünmeyi sağlarsın ya da ben iç savaş çıkartarak bunu yaparım" diyordu. Uludere'nin devamında kamuoyunda oluşan algı bile incelendiğinde "İç savaş" provasının yapıldığı çok net belli oluyordu. Bu arada TSK'nın birkaç yıl önce gündeme gelen, "Üçlü mekanizma" adlı çalışmadan emekli Orgeneral Edip Başer'in istifa etmesi ile çekildiğini ve terörle mücadeleyi tamamen "hükümetin emrinde" yaptığının da altını çizmekte fayda var. Çünkü MİT'in pkk ile görüşmesini, Habur'daki terörist açılımını unutan kamuoyu kendi askerini dövmek için elinde sopa ile bekliyor.